
Bu yazın moda kıyafetleri Şile Bezi olacak.Yeniden keşfedilen Buldan bezi bu yaza damgasını vuracak.Son moda renk ve kreasyonlarla sağlığını düşünen bayan,çocuk yada erkek herkes Buldan bezinden giyinecek.
Buldan bezi Vücut terini emer, sağlıklı bir üründür. Buldan
Bezi rahat, hafif, ekonomiktir. Buldan Bezi pamuklu kumaştan el tezgahlarında,
yarı mekanik ve tam otomatik tezgahlarda
dokunarak, doğal kuruma yöntemleriyle
kurutulur. Orijinal Buldan bezi kıvırcık iplikle dokunduğu için kumaşa
bürümcük adı verilir.
Buldan bezi kumaşların üzerinde baskı ve el işlemeleriyle, makine işlemeleriyle süslenerek farklı
tasarımlar sunulmaktadır. Buldan bezi bluz, elbise, kaftan, gömlek,örtüler;Buldan’da
yaşayan ev hanımlarının kendi evlerinde el emeği göz nuru ile yaptığı oya
işlemeleri,tığ işlemeleri,saçak işlemeleri ile ayrı bir anlam
kazanmaktadır.Buldan bezi kumaşlar günümüzde hayatın birçok alanında
kullanılmaktadır,örnek verecek olursak Masa,sehpa örtüsü, şömen tabla,erkek ve bayan gömlekleri,bluz,elbise,
gecelik, sabahlık,nişanlık,çeyiz,kınalık,şalvar,pantolon,salon, mutfak ve yatak
örtüleri şeklinde kullanılmaktadır.
%100
pamuk olmasından dolayı terletmeyen, alerjik özelliği olmayan sağlıklı bir üründür.
Tril tril bir üründür,yazın exstra
rahatlık sağlar,sanki klimalı gibidir,konforludur,kalitelidir,kısacası şahane
bir üründür. El tezgahlarında, pamuk ipliğinden dokunan ve organik
boyalarla renklendirilen kumaşlardan tasarlanan elbise, bluz, gömlek, pantolon, gecelik, gömlek,tunik
ürünlerimiz mevcuttur.
Buldan Bezi'nden çeşitli giysiler, örtüler ve çeşitli ev tekstili ürünleri
üretilmektedir. %100 pamuk olmasından dolayı terletmeyen, alerjik özelliği
olmayan sağlıklı bir üründür.
Yıldırım Beyazıt’ın kızına gelinlik,
Genç Osman'a gömlek,
Barbaros'a şal olma yolculuğunu bizde günümüz
şartlarına uygun özgün ve şık tasarımlarla destekledik. Çünkü kalıcı olmanın
şartının ‘değişim’ ve ‘yenilik’ ten geçtiğini biliyoruz.
Osmanlı Sarayı’nda Osman Bey döneminden itibaren
kullanılmaya başlanan Buldan bezi, asırlar boyunca şehzadelere elbise, hanım
sultanlara çeyizlik olarak itibar görmüş.
Anadolu’nun pek çok şehrinde o bölgeye has dokumalar
üretilir. Yöresel dokumalar içinde en bilineni ve geçmişi en eskiye uzananı ise
Denizli’nin Buldan ilçesine özgü Buldan bezi. Osmanlı Sarayı’nda Osman Bey
döneminden itibaren kullanılmaya başlanan Buldan bezi, asırlar boyunca
şehzadelere elbise, hanım sultanlara çeyizlik olarak itibar görmüş. Öyle ki
bugün bile Osmanlı Sarayı’na ait giysi koleksiyonlarında Buldan bezinden
yapılan iç gömlekler, şalvarlar dikkat çeker. Tahsin Öz’ün ‘Türk Kumaş ve
Kadifeleri’ adlı çalışmasında Topkapı Sarayı kumaş deposunda 14. yüzyıla ait
Denizli kumaşı olarak kaydedilen ve ilk Osmanlı padişahlarının kaftanı olarak
saklanan iki kaftan bulunduğu yazmakta. Bu kaftanlar Neşri tarihindeki I.
Osman’ın mirası arasında sözü edilen Denizli’de dokunmuş dokuma kaftanın
açıklamalarına uyuyor.
Aslına bakılırsa Denizli’de dokumacılığın kökeni Osmanlı’dan çok daha öncesine Antik dönemlere dayanır. Türklerin Çürüksu ve Büyük Menderes vadilerine yerleşmesinden sonra dokumacılık daha da gelişerek, şehrin en önemli geçim kaynaklarından biri haline geldi. Çürüksu Ovası’nda yetişen pamuklar özenli bir sürecin ardından dünyaca ünlü Buldan bezine dönüşmeye başladı. Eskiden genellikle kadınların yaptığı dokumacılığı çok fazla beden gücü gerektirdiğinden zaman içinde erkekler devraldı. Buldan bezinin saraylara kadar uzanan macerasının ve bu denli itibar görmesinin en temel nedeni her aşamasında yoğun bir el emeğinin kullanılması.

El emeği, göz nuru
Pamuk ipliğinin dokunabilmesi için öncelikle ‘hamını alma’ denilen bir işlemden geçirilmesi gerekir. Ardından sıra boyama işlemine gelir. Buldan bezinin sırrı da aslında bu boyama işleminde gizlidir. Ceviz yaprağı, meyan kökü, mazı, defne, palamut, soğan kabuğu, kestane ve çehriden yapılan doğal boyalar ‘yeminli boya’ olarak adlandırılır. Zira her ustanın boyayı yapma şekli kendine özgüdür ve sır gibi saklanır. Buldan bezinin özelliği, biricikliği ve sadece Buldan’da üretiliyor oluşu biraz da bundandır.
Boyandıktan sonra kurutulan iplikler yine geleneksel yöntemlerle; el çıkrıklarıyla bobinlere sarılıyor. Son aşamada el tezgâhlarında hünerli eller peştamal, çarşaf, havlu, Buldan bükülüsü, el bezi ve mendile dönüştürüyor ustalıkla pamuk ipliğini. “Buldan bezi neden hâlâ el tezgâhlarında ve bunca zahmetle üretiliyor?” sorusunun cevabı da çok net: İlmek ilmek dokunan Buldan bezleri fabrikalarda üretilenlerden daha sağlam ve uzun ömürlü oluyor.

Buldan’da dokumacılık belli kişilerin mesleği değil sadece. Yörede neredeyse her ev bir atölye ve tüm aile atölyenin birer çalışanı gibi. Kadınlar, Buldan bezinin ince işçiliğini yapıyor; tığ işleri ve saçaklarla kumaşın albenisini arttırıyor. İplikleri çıkrıkla bobinlere sarmak da yine kadınların sorumluluğunda. Buldanlı çocuklar için ise dokuma tezgâhları hayatlarının bir parçası. Tezgâhın tıkırtısı en sevdikleri melodi… Bu yüzden bölgede yaşayan pek çok çocuk küçük yaşlardan itibaren dokumacılığın inceliklerini öğreniyor. Buldan bezi dokunurken de kimi ritüeller var. Çocukların ilk öğrenmesi gereken de nesiller boyu aktarılan bu bilgiler. Sözgelimi dokuma tezgâhının başına “Ya pir, ya destur” diyerek oturulur ve besmeleyle işe başlanır. Gün bitiminde tezgâhı kapatırken “Allah bereket versin” demek de adettendir. İşte bu yüzden Buldan bezinin gelenekten geleceğe uzanan macerasından dünyaya bir güzellik eklemenin tarifini alabiliriz.
Padişahlar çok sevdi
Saray kadınlarının da hem giysi hem nakış işlerinde, çeyizlerinde en çok tercih
ettikleri kumaşların başında gelmiş asırlar boyunca Buldan dokuması. Murad-ı
Hüdâvendigâr’a kadar Osmanlı padişah, ricali ve diğer hudut ülkelerin ileri
gelenleri buradaki kumaşlardan serpuş, cüppe yaptırmışlar. Osmanlı döneminde
Denizli’yi gezen pek çok seyyahın da eserlerinde Buldan bezinden söz edilir.
17. yüzyılda Denizli’ye yolu düşen Evliya Çelebi, Akdağ’ın beyaz pamuk
bezinin, Acem ve Musul bezinden daha ince olduğunu kayıt düşer
Seyahatnamesi’ne. İbni Batuta’ya göre de Buldan’da eşi benzeri olmayan altın
işlemeli pamuklu elbiseler dokunurdu.Aslına bakılırsa Denizli’de dokumacılığın kökeni Osmanlı’dan çok daha öncesine Antik dönemlere dayanır. Türklerin Çürüksu ve Büyük Menderes vadilerine yerleşmesinden sonra dokumacılık daha da gelişerek, şehrin en önemli geçim kaynaklarından biri haline geldi. Çürüksu Ovası’nda yetişen pamuklar özenli bir sürecin ardından dünyaca ünlü Buldan bezine dönüşmeye başladı. Eskiden genellikle kadınların yaptığı dokumacılığı çok fazla beden gücü gerektirdiğinden zaman içinde erkekler devraldı. Buldan bezinin saraylara kadar uzanan macerasının ve bu denli itibar görmesinin en temel nedeni her aşamasında yoğun bir el emeğinin kullanılması.

El emeği, göz nuru
Pamuk ipliğinin dokunabilmesi için öncelikle ‘hamını alma’ denilen bir işlemden geçirilmesi gerekir. Ardından sıra boyama işlemine gelir. Buldan bezinin sırrı da aslında bu boyama işleminde gizlidir. Ceviz yaprağı, meyan kökü, mazı, defne, palamut, soğan kabuğu, kestane ve çehriden yapılan doğal boyalar ‘yeminli boya’ olarak adlandırılır. Zira her ustanın boyayı yapma şekli kendine özgüdür ve sır gibi saklanır. Buldan bezinin özelliği, biricikliği ve sadece Buldan’da üretiliyor oluşu biraz da bundandır.
Boyandıktan sonra kurutulan iplikler yine geleneksel yöntemlerle; el çıkrıklarıyla bobinlere sarılıyor. Son aşamada el tezgâhlarında hünerli eller peştamal, çarşaf, havlu, Buldan bükülüsü, el bezi ve mendile dönüştürüyor ustalıkla pamuk ipliğini. “Buldan bezi neden hâlâ el tezgâhlarında ve bunca zahmetle üretiliyor?” sorusunun cevabı da çok net: İlmek ilmek dokunan Buldan bezleri fabrikalarda üretilenlerden daha sağlam ve uzun ömürlü oluyor.

Buldan’da dokumacılık belli kişilerin mesleği değil sadece. Yörede neredeyse her ev bir atölye ve tüm aile atölyenin birer çalışanı gibi. Kadınlar, Buldan bezinin ince işçiliğini yapıyor; tığ işleri ve saçaklarla kumaşın albenisini arttırıyor. İplikleri çıkrıkla bobinlere sarmak da yine kadınların sorumluluğunda. Buldanlı çocuklar için ise dokuma tezgâhları hayatlarının bir parçası. Tezgâhın tıkırtısı en sevdikleri melodi… Bu yüzden bölgede yaşayan pek çok çocuk küçük yaşlardan itibaren dokumacılığın inceliklerini öğreniyor. Buldan bezi dokunurken de kimi ritüeller var. Çocukların ilk öğrenmesi gereken de nesiller boyu aktarılan bu bilgiler. Sözgelimi dokuma tezgâhının başına “Ya pir, ya destur” diyerek oturulur ve besmeleyle işe başlanır. Gün bitiminde tezgâhı kapatırken “Allah bereket versin” demek de adettendir. İşte bu yüzden Buldan bezinin gelenekten geleceğe uzanan macerasından dünyaya bir güzellik eklemenin tarifini alabiliriz.
Osmanoğullarının henüz Bursa'ya yerleşmeden
Germiyanoğullarının aracılığı ile Buldan'dan kumaş temin ettikleri tarihi
kayıtlarda mevcuttur. Osmanlı
Devletinin kuruluşundan sonra da sarayın dokuma ihtiyacının bir kısmı
BULDAN'dan sağlanmıştır. Ertuğrul Gazi'nin içliği, Barbaros'un şalı, Padişah Genç Osman'ın gömleği Buldan' da
dokunmuştur. Bu örnekler Topkapı Sarayı Müzesinde görülebilir.
Türk dokuma kumaş ve işlemelerinde motifler genellikle bitkiseldir. Lale,
Karanfil gibi çiçekler ve çeşitli dallar özellikle XVI.yüzyılda çok
kullanılmıştır. Renkler kırmızı başta olmak üzere çini mavisi, güvez, pişmiş
ayva ve safran sarısıdır. Bu gelenek BULDAN dokuma ve işlemelerinde de açıkça
görülür. Desenler geometrik bitkiseldir. Renklere ise kırmızı, sarı ve beyaz
hakimdir. Kırmızı renkli bezler bayrak yapımında diğer renkler ise sarık ve iç
çamaşırı imalinde kullanılmıştır.
1779 yılına kadar Buldan'da dokumacılık, ilkel tezgahlarla yapılıyordu.
Bu
tarihten sonra Buldan'ın bucak olması Bucak Müdürünün çalışmalarıyla
dokumacılığın gelişmesi için çözümler aranmış, mekiği boynuzdan, masurası
kargıdan tezgahlarda 10 numaradan 20 numaraya kadar ipliklerle başörtüsü,
peştamal, çarşaf ve BULDAN bezi gibi dokumalar yapılmıştır. 1910 yılında Osman
SAY isimli dokumacı, İstanbul'da gördüğü çekme (kamçılı) bir tezgahı Buldan'a
getirmiş, Buldan zamanın en ileri tekniğine sahip tezgahlardan yararlanma
imkanını bulmuştur. Bu tezgahlarda pamuklu, ipekli kumaşlar dokunmuş, dokunan
bu kumaşlar yıllarca çeşitli ihtiyaçları karşılamıştır. Dokuma araç ve
gereçlerini günün şartlarına göre düzenlenmesi nedeni ile 1951 yılından
başlayarak motorlu tezgahlar kullanılmaya başlanmıştır.
Bugün
ipekli vb. türdeki ince kumaşlar, peştamal, üstlük örtü türü dokumalar halen el
tezgahlarında diğer türler ise motorlu tezgahlarda dokunmaktadır.
Dokumacılık önceleri el tezgahları ile, elektriğin gelmesiyle mekanik
tezgahlarda, günümüzde ise gelişmiş otomatik tezgahlarla sürdürülmektedir.
Buldan ve çevresinde hakim olan el sanatı ailece işletme şeklindeki dokumacılıktır. Yörede dokuma boyacılığının hammaddesi olan ayva çekirdeği, nar
kabuğu, ceviz yaprağı ve meşe palamudunun da çok bulunması ve yörenin doğu
ticaret yolu üzerinde olması bu sanatın gelişmesini kolaylaştırmaktadır.
Peştemaller ipekli ve pamuklu olarak dokunurlar. Peştemaller önceleri kadınlar tarafından sokağa çıkarken elbiselerinin üzerinden bele bağlanarak kullanılırdı. Bugün ise sehpa ve masa örtüsü olarak kullanılmaktadır. Çarşaflar tek ve çift kişilik ayrıca yatak ve yorgan için çeşitli ebatlarda ipekli ve pamuklu olarak dokunmaktadır. Daha çok pamuklu olarak dokunmaktadır. Daha önceleri çarşaf olarak kullanılan, ipekten dokunan HOŞGÖR bugün bez türü olarak kullanılmaktadır.
ŞİLE BEZİ; NATUREL, OTANTİK , PAMUKLU GİYİM NEFES ALAN , ORGANİK DOĞAL KUMAŞLARDIR.ŞİLE BEZİNDEN ÜRETİLMİŞ ELBİSE,BLUZ,GÖMLEK MODELLERİ İÇİN BİZİMLE İLETİŞİME GEÇEBİLİRSİNİZ.
UZMAN TEKSTİL
14 mayıs cad.No:7
Buldan / Denizli
Tel.258-431 3421
cep:535-2789258
mail:uzmangiyim@hotmail.com
UZMAN TEKSTİL
14 mayıs cad.No:7
Buldan / Denizli
Tel.258-431 3421
cep:535-2789258
mail:uzmangiyim@hotmail.com
![]() |
buldan bezi laleli uzun kol bluz |
![]() |
buldan bezi laleli uzun kol bluz |
![]() |
buldan bezi laleli uzun kol bluz |
![]() |
buldan bezi laleli uzun kol bluz |
![]() |
buldan bezi laleli uzun kol bluz |
![]() |
buldan bezi laleli uzun kol bluz |
Adres: 14 Mayıs Cad. No:7 Buldan / Denizli
Tel-Fax: +90258 431 34 21
Cep Tel:+90 535 278 92 58
mail: uzmangiyim@hotmail.com